İnTeRNeT TeKNoNoJi KuRuMLaRı FoRMu
Merhaba arakadaşlar iletişim için
lütfen üye olunuz

İnTeRNeT TeKNoNoJi KuRuMLaRı FoRMu

..::Bir Forum Olmakla --261-- SeRuVeNCiNiN meKaNıYıZ::..
 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

EROZYON

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
!!..SüPéR ÆDMiN..!!
!!..SüPéR ÆDMiN..!!
avatar
Erkek
Yaş :
Kayıt tarihi : 12/03/08
Mesaj Sayısı : 607
Bulunduğunuz İl : burda olmak önemli
Meslek/Hobi : web tasarım
Tuttuğunuz Takım : intekli

MesajKonu: EROZYON Mayıs 14th 2008, 16:10

Erozyonun
kelime anlamı:



Bir varlığın bir
değeri yerine getirilemeyecek şekilde yok olmasıdır. Toprak biliminde ise;
yeryüzündeki ana materyalin çeşitli etkenlerle aşınıp taşınması olayıdır.
Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa normal erozyon; insanın
tabiattaki toprak, su ve bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki
müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adını almaktadır.
Normal erozyon, genellikle insan müdahalesi olmayan yerlerde görülür ve çok
yavaş olarak gelişir. Meraların aşırı derecede otlatılması, ormanların tahrip
edilmesi ile daha az korunan toprak, su ile kolayca taşınabilmektedir ve
erozyon hızlanmaktadır.




Yapıcı Unsurlara
Göre Erozyonun Çeşitleri


Özellikle ülkemizde tahribatı büyük boyutlara ulaşan
su erozyonu, erozyon çeşitleri içerisinde en önemlisidir. Su erozyonundan sonra
diğer erozyon çeşitleri önem sırasına göre; rüzgar, çığlar, heyelanlar ve
buzullar olarak sıralayabiliriz. Çığ zaman zaman can ve mal kayıplarına neden
oluyorsa da su erozyonu afeti karşısında ikinci planda
kalmaktadı
r.


1- Su Erozyonu


Su erozyonu, diğer
erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkili olanıdır. Bunun için, toprak
erozyonu denildiğinde akla su erozyonu gelmektedir. Türkiye topraklarının %
86'sında erozyon vardır. Böylece su erozyonunun etkilediği alan 66.9 milyon
hektarı bulmaktadır. Yurdumuzdaki önemli can ve mal kayıpları su erozyonu
sonucu meydana gelmektedir.


2- Çığlar

Türkiye'nin aşırı
derecede ormansızlaşmış, yükseltisi yurdun diğer kısımlarına oranla daha fazla
ve yağışların genel olarak % 45' den sonraki meyilde kar şeklinde düştüğü Kuzey-
Kuzeydoğu ve Doğu Anadolu'da çığ olaylarına sıkça rastlanmakta, can ve mal
kayıplarına neden olduğu gibi yerleşim yerlerini, yolları, turistik
tesisleri ve devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Türkiye'de yalnız 1985
yılından bugüne kadar 233 çığ olayı tespit olunmuş ve bu süre içinde 604 kişi
hayatını kaybetmiştir. Çığ, pürüzsüzlüğü olmayan eğimi yüksek kayalık ve
otlu satıhlara düşen aşırı kar yağışlarının kaygan satıhtan kopması ile
aşağı kısımlara doğru hızını ve miktarını arttırarak meydana gelen bir kar
kitlesi akımı olayıdır. Bu kar kitlesi önüne gelen insanların ölümüne neden
olabildiği gibi ev, ahır, sınai tesis v.b. gibi yerlere zarar vererek kara ve
demiryollarını kapatabilmekte günlerce trafiği aksatabilmekte ve sportif amaçlı
gezilerde insan ölümlerine neden olmaktadır.


3- Rüzgar Erozyonu


Rüzgar
erozyonu sonucu verimli toprakların kaybı, buharlaşmanın hızlanmasıyla toprak
emliliğinin azalması, bitki büyümesinin yavaşlaması, ulaşımın aksaması ve
verimin düşmesi olumsuzluklarını ortaya çıkarmaktadır. Taşınan kum ve
verimsiz toprak, üretken tarım topraklarını kaplayarak, tarım yapılamaz hale
getirmektedir.






Mevcut Durum


Türkiye jeomorfolojik yapısı itibariyle engebeli bir ülkedir. Nitekim
ülkemizin toplam alanının % 46'sını % 40'dan fazla eğime ve % 80'den fazlasını
da % 15'den fazla eğime sahip sahalar teşkil etmektedir. İklim yarı kurak,
yağışlar düzensiz ve şiddetli sağanak şeklindedir. Bütün bu olumsuz faktörlerin
yanında, toprağı normal yapısı ile koruması gereken ormanlar, yangın ve kaçak
kesim sonucu koruyucu vasfını büyük ölçüde yitirmiş, meralarda aşırı otlatma ve
tarla açmaları ile korumasız hale gelmiştir. Erozyon bütün Dünyada değişik şekil
ve şiddette meydana gelmekte ise de yurdumuzda özellikle daha yaygın ve hızlı
seyretmekte ve hemen hemen her çeşidi bulunmaktadır. Yüzeysel erozyon, oyuntu
erozyonu, arazi kaymaları, rüzgar erozyonu ve çığlar bunların başlıcalarıdır.


Buna karşın Türkiye'de, erozyonla
savaş çalışmaları ne yasal, ne teknik ve ne de sosyo-ekonomik yönlerden rayına
oturmuştur. Bunun sonucu olarak ta toprak servetinin kaybı yanında sık sık sel
felaketleri meydana gelmektedir. En yakın örnek olarak 1998'de Batı Karadeniz
selinde 30, 1995 İzmir selinde 63, ve yine 1995 Senirkent selinde 74
vatandaşımız hayatını kaybetmiş, rakamlara dökülmesi çok zor maddi zarar meydana
gelmiş, insanlarımız a

çekmişlerdir.

EROZYONUN NEDENLERİ





Doğal Yapıdan
Kaynaklanan Nedenler




1- İklim

İklimin erozyon
üzerine etkisi; yağış, sıcaklık ve rüzgarla olmaktadır. Bunların içerisinde en
önemlisi yağış olup, yağışın da şekli, şiddeti, süresi ve rejimi erozyona farklı
etkiler yapmaktadır. diğer taraftan sıcaklık, yağışların çeşidini, toprağın
donmasını ve nem içeriğini etkilemek suretiyle detaylı olarak erozyonun
şiddetine tesir etmektedir. Bu açıdan Doğu Anadolu Bölgemizde toprağın 50 cm.
derinliğe kadar donması ve sıcak havalarda gevşemesi olayı, diğer bölgelerimizde
yağmur ve rüzgar, erozyon olayları açısından önemlidir.Ülkemizin dünyadaki
konumu nedeniyle özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde
yaz kuraklığı ve yağış azlığı/yetersizliği diğer bölgelere göre daha fazladır.
Bu nedenden dolayı, bitki örtüsünün zayıf olduğu bu bölgeler ülkemizin
erozyondan en fazla etkilenen bölgeleridir. Çünkü, kurak ve yarı kurak sahaların
mevcut ekosistemlerinin bozulması kolay ve hızlı olmakta ve bozulan
ekosistemlerinin tekrar eski haline getirilmesi de zor ve pahalı
olmaktadır.




2- Topografya

Yamacın eğim ve uzunluğu
erozyonda etkili topografik etkenlerdir. Erozyonun şiddeti ve toprağın yüzeysel
akışla taşınmasına neden olan faktörlerin başında eğim gelmektedir. Dünyada kara
kütlesinin ortalama yüksekliği 700 m., Avrupa'nın 330 m., Afrika'nın 600 m.,
Asya'nın 1010 m. olmasına rağmen Türkiye'nin ortalama yüksekliği 1132 m. 'ye
ulaşmaktadır. Yükselti basamakları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede de
0-500 metre arasındaki alanlar ülkemizin %17,5'u, 500-1000 metre arasındaki
sahalar % 26,6'sını kaplamakta , 1000-2000 metre arasındaki alanlar ise % 45,9'
a ulaşmaktadır.


Ülkemiz
arazisinin eğimli ve engebeli olması, orman ve ot örtüsünün tahrip edildiği
alanlarda doğal dengenin hızla bozulması sonucunu doğurmaktadır. Doğal dengenin
bozulması sonucu hızla toprakların aşınması süreci başlamaktadır. Erozyonun
şiddetli olarak devam ettiği alanlarda altta bulunan jeolojik yapı yer yer taşlı
ve kayalık araziler halinde ortaya çıkmaktadır.

3- Jeolojik
ve Toprak Yapısı




Ülkemizin jeolojik ve toprak yapısı; genelde pekişme durumu
zayıf, ayrışmaya ve değişmeye karşı fazla direnç göstermeyen taneli, tortul ve
volkaniktir. Toprak ile jeolojik yapı arasında sıkı bir ilişki vardır. En fazla
aşınmaya uğrayan zeminler Eosen ve Neogen zamanlara ait araziler ile volkanik
kül ve tüflerdir. Genelde pekişme durumu zayıf, ayrışmaya ve erozyona karşı
fazla direnç göstermeyen gevşek yapılardan oluşan topraklarımız erozyona hassas
bir yapıdadır. Bu nedenle, en fazla aşınan ve sellere en fazla malzeme veren
kaynaklar kumlu, şiltli, çakıllı olan pekişmemiş araziler ile bünyesine su
aldığında kısa sürede eriyebilen tuzlu ve alkali maddeler bakımından zengin,
milli ve killi depolar olmaktadır. Ülkemizde, toprak örtüsünün tamamen yok
olduğu eğimli alanlarda erozyonun şeklini, şiddet ve seyrini; jeolojik yapıyı
oluşturan ana materyalin yapısı, bünye özelliği, yağış sularını tutma ve
geçirme kapasitesi gibi fiziksel ve kimyasal özellikleri belirler. Öte yandan,
kurak ve sıcak iklim şartları altında Anadolu'nun kapalı havzalarında çökelmiş
olan tuzlu, alkali maddeler bakımından zengin killi, marnlı ve jipsli depolarda
kimyasal erozyon ön plana geçmiştir. Ülkemizde, bazı ana kayalar
üzerinde oluşan toprak aşınması; kayalık-taşlık alanların ortaya çıkmasına ve
dolayısıyla buraların VIII. sınıfa giren araziler haline gelmesine yol
açmıştır.


4- Bitki Örtüsü ve Ölü Örtü


Çıplak arazilere oranla bitki örtüsü ile kaplı arazilerde erozyon daha
az meydana gelmektedir; çünkü, bitki örtüsü intersepsiyonla toprağa ulaşan
yağışın miktarını, şiddetini ve mekanik etkisini azaltır,kökleriyle toprağı
sarar ve taşınmasını önler. Orman toprakları ise, suyun akış hızını azaltır ve
suyun toprağa sızmasını artırarak erozyonun şiddetini düşürür. Ayrıca; bitki
örtüsü, toprak yüzeyinde biriktirdiği ölü örtü ile toprağı yağmura karşı
korumaktadır. Özellikle, orman ölü örtüsü, en şiddetli yağışları yüzeysel akıma
geçmeden toprak içerisine kolaylıkla geçirebilecek bir infiltrasyon kapasitesine
sahiptir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

EROZYON

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İnTeRNeT TeKNoNoJi KuRuMLaRı FoRMu :: _---------- ۩۞۩๑DöNeM ÖDeVLeRi ۩۞۩๑------------_ :: COĞRAFYA -